Türkiye'nin gündemi yine alışık olduğumuz bir kutuplaşma üzerinden dönüyor.
Bu defa hedefte siyaset değil; üretim var, emek var, yatırım var. Kısacası bu kez hedefte Türkiye’nin yıllar içinde dişle tırnakla büyüttüğü yerli ve milli markalar var.
Siyasi duruş beğenilmiyor, kişisel geçmiş tartışılıyor, ideolojik kılıflar bulunuyor…
Sonuç: Ülkenin değerlerine linç kültürüyle saldırılıyor.
Ne acıdır ki, sağduyuya ve birlik çağrısına ihtiyaç duyduğumuz yerde bile bazı kurumlarımız suskun.
Özellikle Manisa gibi Türkiye’nin sanayi liginde üst sıralarda yer alan bir şehirde, şehrin ticaret ve sanayi hayatının en büyük temsilcisi olan Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TSO) bu kadar sessiz kalması, sadece üzücü değil, aynı zamanda düşündürücü.
YERLİ VE MİLLİ MARKALAR HEDEFTE, PEKİ ODA NEREDE?
Bugünlerde sosyal medyada, kimi siyasi görüşlerin etkisiyle, bazı markalara sistematik boykot çağrıları yapılıyor. Bu markalar, yıllardır Türkiye ekonomisine vergi, istihdam, yatırım sağlayan yerli firmalar. Aralarında Manisa ile doğrudan bağı olanlar da var. Bunlar, bu şehirde üretim yapan, burada insan çalıştıran, yerel esnafa katkı sağlayan şirketler. Bugün hedef tahtasına konan bu markalar yarın Manisa’daki üretimi de istihdamı da etkiler.
Bu duruma karşı Türkiye genelindeki birçok ticaret ve sanayi odası, üyelerini ve markaları korumak adına net duruşlar sergiledi. Gerek açıklamalarıyla gerek sosyal medya paylaşımlarıyla, siyasetin ticarete karışmasının yanlışlığına vurgu yaptılar. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun açıklamaları bu anlamda dikkat çekiciydi. “Markalarımıza sahip çıkalım,” dedi.
Peki Manisa TSO ne yaptı?
Hiçbir şey değilse de sadece Hisarcıklıoğlu’nun açıklamasını paylaştı. Ne yerel bir duruş sergiledi ne özgün bir metin yayınladı ne de Manisa’daki üyeleriyle empati kuran bir mesaj verdi. Yani Manisa TSO, bu süreçte ‘pas’ geçti. Oysa konu sadece bir tweetle geçiştirilemeyecek kadar ciddi.
Şimdi herkesin sorması gereken şu: Böyle bir dönemde bile ses vermeyen bir yapı, yarın daha büyük krizlerde nasıl bir refleks gösterecek?
Üye Odası mı, Siyaset Gölgesi mi?
Manisa TSO'nun önceliği, üyeleri olmalı. Sanayici, tüccar, ihracatçı, küçük esnaf… Oda'nın görevi, bunların yanında durmak, gerektiğinde onlar adına konuşmak, gerektiğinde ise onların sesi olmak. Şu an ticari hayatı doğrudan etkileyen hatta tehdit eden bir gelişme yaşanıyor ama Manisa TSO bu konuda sadece “retweet” yapan bir kurum pozisyonunda.
Oda yönetiminin siyasi polemiklerden uzak kalması elbette doğru. Ancak bu, yaşanan duruma göz yummak anlamına gelmemeli. Sessiz kalmak tarafsızlık değil, bilakis ikrar etmektir.
SON SÖZ
Manisa’nın güçlü bir sanayi şehri olarak geleceğe emin adımlarla yürüyebilmesi için; güçlü, kararlı, üyelerinin hakkını savunan bir TSO’ya ihtiyacı var. Sadece seçim dönemlerinde değil, bu gibi kritik zamanlarda da üyelerinin arkasında duran bir yapıya… Manisa'nın iş insanı suskunluk değil; omuz omuza verilecek bir mücadele bekliyor.
Çünkü bu şehir yalnızca fabrika bacalarıyla değil, duruşuyla da büyür.