Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, 1 Ocak 2026 tarihinde basına yansıyan açıklamalarıyla bir “değerlendirme” yapmış. Yılın ilk günü, herkesin tatil havasında olduğu, haber bulmanın zorlaştığı o meşhur takvim aralığında alelacele servis edilen bu metin; normal zamanlarda yaptığı ve çoğu kez (şayet bir pot kırılmadıysa) kamuoyunda ciddi bir yankı uyandırmayan açıklamalara kıyasla, belli ki “hazır kimse konuşmuyorken bir ses duyurma” gayreti taşıyor.
Metnin satır başlarına baktığınızda şu cümlelerle karşılaşıyorsunuz:
“Manisa sadece bugün değil, tarih boyunca hep üretimin merkezi oldu.”
“Manisa OSB’de 224 işletme faaliyet gösteriyor ve yaklaşık 80 bin kişi istihdam ediliyor.”
“Bugün Manisa OSB’de doluluk oranı yüzde 99’a ulaşmış durumda. Yatırımcılar sıra bekliyor ancak sanayi arsası yetersizliği nedeniyle bu ilgiye yeterince karşılık veremiyoruz.”
“Nitelikli işgücü ve yatırım maliyetleri öne çıkan sorunlar.”
Haber sitelerinde küçük bir aramayla kolayca bulunabilecek bu metin, genel manada bir çorba izlenimi veriyor: İçinde her şeyden biraz var, bolca da su. Büyük laflar, herkesin zaten bildiği tespitler ve ucu açık sorun başlıkları…
Sayın Yılmaz’ın bu tarz açıklamaları aslında yeni değil. Arada bir çıkar, Manisa’nın ne kadar güzel, ne kadar kıymetli, ne kadar üretken bir şehir olduğunu anlatır; ardından da kimin çözmesi gerektiği pek belli olmayan bir sorunu ortaya bırakır. Ne bir adres gösterir ne de kendi temsil ettiği kurumun bu süreçteki sorumluluğuna dair tek cümle kurar.
Bu açıklamada özellikle dikkat çeken bölüm ise şu ifadeler:
“Manisa OSB’de doluluk oranı yüzde 99’a ulaştı. Yatırımcılar sıra bekliyor ancak sanayi arsası yetersizliği nedeniyle bu ilgiye yeterince karşılık veremiyoruz.”
Burada ciddi bir problem var. Sayın Yılmaz, Manisa’daki 9 organize sanayi bölgesini görmediği gibi, şehir merkezindeki diğer OSB’yi de nasıl olmuşsa tamamen unutmuş görünüyor. Manisa’yı tek bir OSB’den ibaret sanmak, bu kentin son yıllarda sanayi altyapısı adına attığı adımları yok saymak anlamına geliyor.
Elbette Manisa için Manisa OSB büyük bir şans, önemli bir değerdir; buna kimsenin itirazı yok. Ancak Manisa yalnızca Manisa OSB’den ibaret değildir. Bugün 1,8 milyon metrekare yer seçimi yapılmış alanı, 2 milyon metrekare genişleme alanı ve tahsise hazır parselleri bulunan Muradiye OSB’nin, TSO Başkanı’nın değerlendirmesinde tek bir cümleyle dahi yer bulamaması düşündürücüdür.
Bu açıklama sanayiden habersiz bir başkanın sanayi odasını temsil edemediği ve Manisa'da Ticaret ve sanayi odasının muhakkak ayrılması gerekliliğinin göstergesidir.
Bu durum “unutkanlık” mıdır, yoksa sahayı yeterince tanımamanın bir sonucu mudur? Ancak Manisa sanayisi adına konuşan bir ismin, şehrin mevcut sanayi alanlarını ve yatırım kapasitesini bu kadar yüzeysel ele alması talihsizliktir.
Senelerdir bunun arkasına sığınırlar. “Manisa’da sanayi alanı bitti.”
Bu cümle gizliden bir sevinç de içerir. Boş arsa dert demektir. Yatırım çekmek, gelen yatırımı tutundurmak zor zanaattır. “Sattık savdık da kurtulduk” der gibi, “boş arsa yok” deyip eli kolu bağlı oturmak kolaydır.
Bunu çözmek için hiçbir şey yapmazlar. Manisa’nın sorunu sanayi arsası yokluğu değil; doğru bilginin, doğru temsilin ve sahaya hâkim bir bakış açısının eksikliğidir. Ve bu eksiklik, ne yazık ki bu tür açıklamalarla bir kez daha görünür hâle gelmektedir.